Haşereler ve Kemirgenler

HAMAMBÖCEĞİ

         Kalorifer böceği olarak da bilinen bu böcek açık kahverenginde ve ön göğüs bölgesinde iki koyu bant taşırlar. 10-12 mm boyundadır. Hamam böcekleri çok kolay bir yerden bir yere geçebilir veya taşınabilirler. Bu haşere türü yumurta yöntemiyle ürer ve çoğalır. Hamam böcekleri içinde yumurta bulunan kapsüller halinde ürerler. Hamam böcekleri her bir kapsül içinde 35-40 adet yumurta bulunur. Bu böcekler yumurtalarını sırtlarında taşıyarak gittikleri her yere yumurtalarını götürürler. 18 gün sonra yavrular yumurtalardan çıkar. Yıl içerisinde 8-10 defa yumurtlayabilirler. Dişi hamamböcekleri öldükleri anda bile yumurta bırakırlar. Bu hamamböceği türü bulunduğu alandaki her şeyi yiyebilir. Her türlü pisliği, mikrobu taşırlar ve bulaştırırlar. Evlerde ilk yerleşecekleri mekânlar mutfak ve banyolardır. Karanlığı severler bu nedenle geceleri ortaya çıkarlar. Nemli, sıcak ve pis yerlerden hoşlanırlar. Kazan dairesi, depo bodrum altı gibi yerlerde yoğun olarak bulunurlar. Genellikle gıda yerlerinde görülürler. Bu böcekler gıda zehirlenmeleri, verem, hepatit, mantar hastalıkları gibi çeşitli hastalıkların mikroplarını taşırlar ve bulaştırırlar.

 AMERİKAN HAMAMBÖCEĞİ

             Ortalama uzunluğu 3,5-4 cm civarındadır. Kalkan’ının üstünde soluk sarı bir “8” figürü vardır. Rengi kırmızımtırak kahverengidir. Buhar tünelleri ya da kazan daireleri gibi çok sıcak ve rutubetli ortamları tercih eder. Yumurta kapsülünde 8-16 yumurta bulunması ve ergin hale gelmesi bir yıl sürdüğünden, daha az sayıda bulunurlar. Erginler iki sene kadar yaşayabilirler. Güney şehirlerinde, Amerikan hamamböceği yakacak odun yığınları içinde, ağaç kovuklarında, bitki köklerini sıcaktan korumak için yere serilen ağaç kabuğu ve yapraklardan oluşmuş örtüde, teraslarda yaşarlar.     

 

ORYANTAL HAMAMBÖCEĞİ

    Oval biçimli, parlak siyah ve çok koyu kahverengindedirler.25-30 mm. boyundadırlar. Erkeklerin kısa kanatları işlevsel olup, dişilerin ise körelmiştir. Erkeklerinin iki kahverengi kanadı vardır. Dişileri oval erkekler ise daha ince yapıdadır. Halk arasında KARAFATMA diye de tabir edilirler. Bu haşere türleri bodrum, bina boşlukları, lağımlarda ve ev içlerinde yuvalarını yaparlar. Ömürleri 6 ay kadardır. Her türlü gıda ve organik maddeyi yeme özelliğine sahiptirler. Her türlü pisliği, mikrobu taşırlar ve bulaştırırlar. Bu böcekler gıda, su ve sıcağa duydukları ihtiyaçtan dolayı insanların yaşadığı her alanda görünürler. Özellikle evlerde ilk yerleşecekleri mekânlar mutfak ve banyolardır. Bu haşere türü zamanın büyük bir bölümünü yuvalarında geçirir. Karanlığı severler bu nedenle geceleri ortaya çıkarlar. Dirençlidirler. Bu böcekler gıda zehirlenmeleri, verem, hepatit, astım gibi hastalıkların mikroplarını taşır ve bulaştırırlar.

TAHTAKURUSU

 İnsan, memeli hayvan ve kuşların kanlarını emerek beslenirler. Erişkinleri 4-5 mm. Uzunluğunda, yassı oval ve kızıl kahverengindedirler. İtici bir koku salgılarlar. Emdikleri kanı sindirmeleri günlerce sürebilir ve bir kez beslenen tahtakurusu gerektiğinde bir yıl beslenmeden yaşayabilir. Tahtakuruları ısırdıkları yerde kızarıklık, kabartı ve kaşıntıya neden olarak rahatsız edicidirler. Genelde bulaşıcı hastalık vektörü değillerdir.

  

PİRE

       Dünyada 3500’den fazla pire türü tanımlanmıştır. Ergin pirenin, deriyi delip, kanı emmeye yarayan derici emici ağız parçaları vardır. Pire ısırığı kaşıntıya neden olur. Ergin dişi pire bin yumurta üretmeden ve bunları bırakmadan önce bir kere kan emmesi gerekmektedir. Ortalama, bir dişi pire günde 14 yumurta yumurtlar. Gelişim süresinin uzunluğu, sıcağa ve ortamın nemine bağlıdır.Pireler, nem oranı düşük ortamlarda gelişmez ve düşük sıcaklıklarda büyümeleri daha yavaştır.Vebanın insanlara bulaşmasında baş rol oynayan pireler ortaçağda Avrupa nüfusunun yaklaşık dörtte birinin ölümünden sorumludur. Vebanın bulaştığı kemirgenler (özellikle fareler) dayanıklı değildir ve çabuk ölürler.

BİT

     Yaklaşık 3.300 değişik türü olan, küçük, kanatsız, yassı ve renkleri kirli beyazdan-siyaha varan asalaklardır. Tüm bitler, hayat evrelerinin tamamını canlının vücudunda geçirirler. Sadece vücut biti giysi kıvrımlarında barınır. Dişi bit sirke denilen yumurtalarını, tek tek veya topaklar halinde saç, tüy ve kıl diplerine bırakırlar. Tek bir dişi bit iki ay içerisinde 5000 yumurta bırakabilir. Bitler genellikle yaşadıkları alanları değiştirmezler. Özellikle evcil hayvanlarda aşırı çoğalmaları halinde hayvanın derisini tahriş ederek yaraların açılmasına ve enfeksiyonlara neden olurlar. Bitlenme, şiddetli kaşıntı ve derinin tahrişi sonucu açılan yaralarda seconder enfeksiyonlara, özellikle çocuklarda impedigo denilen iltihaplı deri hastalığına yol açar. Ayrıca vücut biti tifus, siper humması reccurent humması gibi hastalıklara neden olan mikroorganizmalarında taşıyıcısıdırlar.

 

 

TESPİH BÖCEKLERİ

  Bodrumlarda ağaç kabukları altında rutubetli yerlerde yaşar, tespih böceği kendisini küre şekline getirebilir. Uzunluğu 2 cm kadardır. Bu eklembacaklı yakacak odunların, kütüklerin, kayaların altında, mahzen çatı, bodrum ve bitki diplerinde yaşar. Oldukça nemli alanlarda yaşamak zorundadırlar ve çürüyen organik kalıntılarla beslenirler. Tehlike hissettiklerinde yumrularak tespih şeklini aldıkları için bu adı almışlardır.

KARASİNEK

            Bu zararlılar ev sineği olarak bilinirler. Çöpler ve çürümekte olan organik atıklarla beslenirler. Ağız yapıları sokma-ısırma niteliği taşımadığı için yalayıcı-emici özellikte gelişmiştir. Bu nedenle insan ve memelileri sokmamakla birlikte bacakları ve vücutları aracılığı ile binlerce hatta milyonlarca zararlı madde ve mikroorganizmayı insanların yiyecek içeceklerine bulaştırmak suretiyle birçok hastalığın taşınmasında önemli rol oynarlar.

SİVRİSİNEK

   Sivrisinek istirahat halindeyken gövdeleri dinlenme yüzeyine paralel, hortumları aşağı yönde eğiktir. Kanatları tek renktir. Temiz ya da kirli tüm tatlı sulara yumurta bırakırlar. Yumurtalar kümeler halinde yüzerler. Yaşam siklusları 10-14 gündür sivrisinekler ıslak nemli ortamı severler sivrisinekler genelde toplu olarak görülürler.

GÜVE

             Dişi kelebek yumurtalarını gıda ortamına yapıştırarak tuttururlar. Larvalar kendilerine bir kolon örerek içerisinde beslenirler. Gıda bitince tekrar bir tüp daha örerek orada beslenmeye devam ederler. Bu tüpler elbiselerin yaka altı, dikiş araları, koltuk altı vb. yerlerde bulunur ağların varlığı ile içerisinde güve olduğu anlaşılmaktadır. Larvalar yün, ipek, kürk, deri gibi materyalleri mobilya döşemelerini yiyerek önemli zararlara neden olurlar. Uygun olmayan ortamda kolon içerisinde 8-24 ay dormant halde kalabilirler. Uygun koşullarda larva dönemi 30-35 günde tamamlanır.

YABAN ARILARI

Yaban arıları ısırmaları ve insanlarda alerjik reaksiyonlara neden olarak zarar verirler. Yaban arıları ağaç dallarında ve fundalıklarda binaların tavan aralarında veya yer altında yuva yaparlar. Yaban arıları ile mücadelede bu hayvanları çekici yiyeceklerin ve su birikintilerinin ortadan kaldırılması önemlidir. Mekanik olarak tuzaklar içerisine çekici yemler konarak arıların buraya girmesi sağlanır ve girdikleri zaman çıkamazlar.

AKREPLER

      Akrepler kızdırıldığı zaman zehirli iğnelerini insanlara batırırlar. Akrepler geceleri hareket eder gündüzleri ise taşların altında, ağaç kovuklarında, molozlarda, tavan aralarında ve evlerin alt kısımlarında saklanır. Akrepler böcek, örümcek, kırkayak ve kara tespih böcekleriyle beslenirler. Kurak yerler de ve özellikle sıcak bölgelerde bulunurlar. Akreplerin birçoğu toprakta derinlere iner ve yuva yaparlar. Akrepler yumurtlamaz, bunun yerine canlı yavrular doğururlar; yavru doğumdan sonra bir süre annenin sırtında taşınır.

KARINCALAR

Sosyal yaşayan, yapıları ve görevleri ile farklı sınıflardan topluluk oluştururlar. En kalabalık olan sınıf işçi kısmıdır. İşçilerin eşeysel organları körelmiştir. Besin sağlama, yuva yapma, savunma ve yavru bakımı gibi işlevleri yerine getirirler. Kraliçenin ise eşeysel organları oldukça gelişmiştir. Sadece yumurta bırakırlar. Karıncaların bazıları 15-20 yıl yaşamaktadırlar. Erkekler; işçi ve kraliçeden belirgin olarak ince yapılı karınca olmaları ile ayrılır. Kanatlarını atmazlar, karıncalar çiftleşmeden hemen sonra yuvadan uzaklaşan erkekler birkaç gün içerisinde ölürler. Kraliçe ilk yumurtalarını martta bırakmaya başlar ve ilk yumurtadan kanatlı eşeysel bireyler oluşur. Karıncalar da eylülde yumurta bırakma durur. Birçok tür besin depo eder ve özellikle tahıl tanelerini yuvalarına taşırlar. Evlerde istenmeyen görüntüler oluşturdukları için mücadele yapılmalıdır. Mücadelede yuvalarının tahrip edilmesi, kraliçenin bulunması ve elimine edilmesidir. Karıncalar kış süresince görüldükleri takdirde, iç mekânlarda yuva yaptıkları düşünülmelidir. Yazın dış mekânlarda yuva yapmayı tercih ederler.

GÜMÜŞ BÖCEĞİ

Vücut 7-10 mm. Erginin üst kısmı gümüş renkte pulcuklarla kaplıdır. Yumurtadan yeni çıkmış yavrular beyaz renktedir. Bir dişi gümüş böceği 100 kadar yumurta bırakır, hayat devresi bir yılda tamamlanır, gümüş böceklerinin erginleri 2-3 yıl yaşar. Un fabrikaları ve depoları, kütüphane, ev ve kâğıt depolarında sık rastlanan böceklerdir. Gümüş böcekleri nemli sıcak ve loş yerleri severler, şekerli, unlu maddelerle, kâğıt ve kâğıt ürünleriyle beslenirler. Pamuk, naylon, kitap ciltleri, duvar kâğıtları, nişastalı materyallerle beslenirler.

 

YILANLAR

     Genel olarak fare gibi kemiricilerle, küçük sürüngenlerle, kertenkelelerle ve böceklerle beslenirler. Kemiricilerle beslendikleri için yararlıdırlar. Çok hızlı hareket edebilirler ve ağaçlara da tırmanabilirler. Gündüzleri aktiflik gösterirler. Ekim'le Nisan ayı arasında kış uykusuna yatarlar. Haziran ve Temmuz aylarında yumurtlamaya başlayan bu hayvanların dişileri, bir defada 10 kadar yumurta bırakabilirler. Kuru yerlerde, çalılık ve taşlık alanlarda yaşarlar. Tarlalarda, bahçelerde ve ev yakınlarında görülürler. Bitki örtüsünün seyrek olduğu, kurak yerlerdeki taşlık ve çalılık yerlerde, evlerin yakınında, tavan aralarında yaşarlar. Toprak evlerin çatılarında da görülürler. Zararlarından fazla bahsetmeye gerek yok. Rahatsız edildiklerinde ya da kendilerini korumak için saldırabilirler.

ÖRÜMCEKLER

    Ev içerisinde köşelerde ve sundurmalarda ağlar örerler, örümcek ağlarının şekilleri türlere göre değişir. Bazı zehirli türler dışında bir zararı yoktur. Latrodectus mactans (Kara dul örümceği) zehirli türdür. Örümcek ağları sürekli temizlenmeli, ayrıca mayıs ayına kadar yapılacak birkaç ilaçlama ile popülasyon önemli ölçüde düşürülebilir. 

 

KULAĞA KAÇAN

    Genelde nemli ve yağmurlu zamanlarda evlere akın ederler. Bilinenin aksine zararsızdırlar. Kulağakaçan ev duvarlarındaki çatlak ve yarıklardan, yürüme yolları ve garajdan, etraftaki sarmaşık tipi bitkilerden içeri girmektedir. Kulağakaçan kurtulmak için ev etrafındaki bitki atıkları, taş yığınları gibi rutubet oluşturacak alanlar imha edilmelidir.

KIRKAYAK

    Genel olarak kırkayak katlarda, balkonlarda, bodrumlarda, rutubetli ortamlarda, yaprakların altında ve gübrelik alanlarda yaşarlar. Boyları 3 ile 7 cm arasında değişmektedir. Sıcak, nemli ve saklanabilecekleri yerleri tercih ederler. Kırkayakların yumurtadan çıktıktan sonra ergin hale gelmeleri 75 -150 gün arasında değişmektedir.

AĞAÇ KURDU / TAHTA KURDU / MOBİLYA BÖCEĞİ

  Eski tahta eşyalara, ağaç pencere, kapı, mobilyalara yerleşerek delikler açarak ilerlerler. Büyük toplu iğne başı büyüklüğündeki ağaç kurtları genellikle kahverengidirler. Kemirdikleri ağaçların tozları dökülür ve ölen ağaç kurtları mobilyaların altına düşer. Mobilyaların iç aksamında yuvalanırlar.

ÇIYAN İLAÇLAMA

    3-10 cm arası büyüklükte 2-8 mm eninde yassı gövdesinde 17 çift anteni bulunan zehirli bir haşeredir. Evlerin loş, nemli ve karanlık bölgelerinde, taşların altında ve karanlık yerlerde yaşarlar. Geceleri böcek ve solucanlar ile beslenirler ve insanlara saldırmazlar. Terlik ve ayakkabı giyerken veya çıplak ayakla dolaşırken sokabilirler. Isırdıkları yerde koyu renkli iki adet iz görülür ve örümcekteki gibi zehirlenme belirtileri görülür. Isırdıkları yer hemen temizlenmeli gerekirse biraz kanatılmalı ve hemen bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.

EV FARESİ

Çok küçük ev faresi 3 cm civarındadırlar ve fındık faresi olarak tanınırlar, renkleri genelde gridir ,büyük kulakları, küçük gözleri ve burunları vardır.Fındık farelerinin pislikleri siyah pirinç büyüklüğünde ve ovaldir.Fındık faresi pisliğini etrafa saçar, yuvasını gıda merkezlerine yakın oyuk ve boşluklarda yapar, ev ve iş yerlerine yerleşir daha çok bodrum çatı ve insanın yaşadığı ortamlarda daha çök görülür çok iyi tırmanıcı ve sıçrayıcıdırlar. Çok çabuk ürerler, fındık fareleri gebelikleri 18-21 gün sürer ve her seferinde 5-8 arası yavru yaparlar. Yılda 5-10 döl verir. Çok güçlü koku duyuları vardır. Yetişkin bir ev faresi 0.5 cm delikten geçer ve 4 metre yüksekten atlayabilir.

LAĞIM FARESİ

Ergin lağım faresi kuyruğu hariç 18-25 cm boyunda ve 200-600 gr ağırlığındadır. Küt burunlu, küçük kulak ve gözlere sahip, lağım fareleri kaba tüyleri kahverengi siyah karın bölgesi gri beyaz arası bir renktedir. Lağım fareleri daha çok kanalizasyon sistemi, binaların bodrum ve alt katları ile depolarda, bina dışında ise nehir kenarlarında, yol boyunca toprak altında, çöp yığınları ve beton altında yuva yaparlar. Ergin lağım farelerinin dışkıları iki ucu küt kapsül şeklinde ve 20 mm kadar uzunlukta olabilir. 2-5 ayda ergin hale gelir, bir yıl yaşarlar. Gebelikleri 3 hafta sürer. Lağım fareleri bir keresinde 7-8 yavru doğurur ve yılda 3-6 döl verebilirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptirler. 12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebilir, 15 metre yükseklikten atlayabilirler. Kemirmeyi severler ve en çok elektrik kablolarını kemirdiği için de sık sık yangınlara sebep olurlar.

ÇATI FARESİ

    Ergin çatı faresi, kuyruğu hariç 16-21 cm boyunda ve 80-300 gr ağırlığındadır. Sivri burunu, iri kulak ve gözleri olup, kahverengi veya siyah tüylere sahiptir, çatı fareleri çok iyi tırmanıcıdırlar. Bina içleri ve altında, çatısında, çöp ve odun yığınları içinde yaşarlar. Erginlerin dışkıları Çatı faresinin dışkısı gibi fakat sivri uçludur. Çatı fareleri 4 ayda ergin hale gelir ve 12 ay yaşarlar. Çatı fareleri bir keresinde 4-8 yavru doğurur ve yılda 6 döl verebilirler. 12 mm den büyük aralıktan kolayca geçebilirler. "Fareler Leptospirosis, Selmonella, Brucellosis, Kuduz ve Şap gibi birçok hastalığı yayarak büyük tehlike teşkil ederler.

 

KENE

        Keneler, kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler. Virüs ile bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.

KARA FATMA

1-1,5 cm uzunluğunda parlak siyah renklidir. Erkeklerde iki kahve renkli kanat vardır. Dişiler oval erkekler ise daha ince yapıdadır, halk arasında KARAFATMA olarak da anılırlar. Genelde lağım sistemi, bodrum, depo, bina boşlukları ve daha az olarak ta ev içlerinde yuvalanırlar. Havalar ısınınca komşu binalara kadar her yeri istila ederler, kış aylarında ana yuvalarına çekilirler. Ömrü 6 aydır, her türlü gıda ve organik maddeyi yerler. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftir. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, Bilinçsiz amatörce yapılan mücadelelerle ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar. Binada 10 kat birden bir gecede dolaşabilirler. Yaklaşık bir gecede 4,5 km yol kat edebilirler. "Dizanteri, Gıda zehirlenmeleri, Verem, Gastroenteritis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, Allerjik Reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar".